Anasayfa » Uncategorized » 9.Sınıf Öğretici Metinler Konu Anlatımı

9.Sınıf Öğretici Metinler Konu Anlatımı

Bilgi ve haber vermek, ikna etmek, kanıları değiştir-mek,  uyarmak,  düşündürmek,  yönlendirmek,  tanıtmak  gibi
amaçlarla yazılan metinlere denir.
Özellikleri:

  •   Bu  metinler  ele  aldığı  konuya  göre  deneme,  makale, fıkra gibi farklı isimler alır.
  •   Hepsi düzyazı şeklindedir ancak konuyu ele alış şekilleri farklıdır.
  •   Bu  tür  metinlerde  okuyucuya  verilmek  istenen  mesaj genellikle  doğrudan  aktarılır.  Bu  mesaja  ana  düşünce denir.
  •   Öğretici metinlerde amaç bilgi vermek, öğretmek olduğu için daha çok günlük dil kullanılır.
  •   Sanatsal  anlatıma,  mecaz  anlamlı  kelimelere  fazla  yer verilmez.

A. ÖĞRETİCİ METİNLERİ İNCELEME YÖNTEMİ
1. Metin ve Zihniyet
Her metin, yazıldığı dönemin sosyal, ekonomik, siyasî yapı-sını, sanat anlayışını yansıtır.  Dönemin bu özelliklerine zihni-yet  diyebiliriz.  Metin,  yukarıda  sayılan  unsurların  hiç  birine
indirgenemez, çünkü metin bunların hepsinden yararlanılarak
oluşturulan bir bütündür. Bir metinde, metnin yazıldığı döne-min özellikleri metne sindirilmiş bir şekilde yer alır. Bu özellik-ler metinle bütünleşir. Bir metni incelerken metinden dönemin
zihniyetine ait ipuçları tespit edilir.
Öğretici metinler;  toplum,  kültür  ve  sanat  hayatıyla ilgili  dü-şüncelerin dile getirildiği, okuyucunun bu konularda bilgilen-dirilmeye çalışıldığı metinlerdir. Bu nedenle bu metinler aynı
zamanda  yazıldığı  dönemin  bu  konulara  bakış  açısını  da
yansıtan belgelerdir.
Metinlerde ele alınan konular, kullanılan dilin özellikleri, seçi-len  sözcükler,  tutum  ve  davranışlar  da  dönemin  zihniyetini
yansıtan öğelerdir.
2. Yapı (Plan)
Metnin  yapısı,  kendi  içinde  anlam  bütünlüğü  olan  birimlerin
bir düzene bağlı olarak birleşmesi sonucu oluşur. Bu birimler
paragraflardır. Ayrıca paragraflarda kendi içinde anlam birli-ğine  sahip  cümle  kümelerinden  oluşur.  Bu  kümeler  yeri,
zamanı, mekânı, kişiyi ve durumu ifade ederler.
Paragraftaki birlik ve bütünlüğü sağlamak için giriş, gelişme
ve  sonuç  bölümlerindeki  cümlelerin  dil  ve  fikir  yönünden
birbiriyle bağlantı kurmasını sağlayan bağlayıcı öğeler vardır.
Köprü  kelimeler  diye  de  nitelendirebileceğimiz  bu  öğeler
cümle başı edatları, zamirler, sözcük ve sözcük gruplarıdır.
Öğretici metinler giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden olu-şan bir bütünlük gösterir. Bir eseri yapı bakımından inceler-ken,  metnin  yazılış  amacı,  amaca  uygun  anlatım  biçimi,
hedeflenen okuyucu kitlesi, yapıyı meydana getiren birimlerin
bağlanışı ve sıralanışı gibi özellikler üzerinde durulur. İçerik
ve  yapı,  birbirini  bütünleyen  öğeler  olarak  ana  düşüncenin
oluşumunu sağlar.
3. Ana Düşünce
Öğretici metinlerin amacı bilgi vermek, öğretmektir. Ama ne
öğretilmek isteniyor? Metinde ele alınan, bize verilmek iste-nen  düşünce  nedir?  Yazı  ne  amaçla  yazılmıştır?  Yazıdan
çıkaracağımız  sonuç  nedir?  İşte  bu  soruların  cevabı  ana
düşüncedir. Metnin tamamının iletmek istediği düşüncenin en
kısa, yoğun ifadesine ana düşünce denir.
Öğretici  metinlerin  incelenmesinde  metnin  ana  düşüncesini
tespit etmek gerekir. Eğer biz bu düşünceye ulaşamamışsak,
metni yeterince anlamamışız demektir.
Ana  düşünceyle  metnin  kaleme  alındığı  dönem  arasında
ilişki kurulabilir. Zira metnin kaleme alındığı dönemin sosyal
ve  siyasî yapısı, tartışılan  sanat anlayışları  ana  düşüncenin
oluşmasında etkili olur.
Öğretici metin türlerine göre ana düşüncenin oluşumu farklı-lık gösterir. An a düşünce olarak;

  •   Felsefî metinlerde soyut bir kavram,
  •   Bilimsel metinlerde teknik bir gelişme,
  •   Tarihî metinlerde ve makalede siyasî bir düşünce,
  •   Deneme, sohbet, gezi, anı gibi metinlerde sosyal yeni bir buluş ifade edilir.

4. Dil ve Anlatım
Öğretici metinlerde dil bir nesneyi, bir kavramı, bir olayı an-latmak, açıklamak  ve  bildirmek  ve  okuyucuyu  uyarmak,  ha-rekete  geçirmek  üzere  kullanılır.  Metnin  dili;  ifade  edilmek
istenen  düşünceye,  seçilen  anlatım  türüne  ve  hitap  edilen
okuyucuya, kullanılan iletişim aracına göre değişir. Hitabetin
diliyle sohbet türünün, deneme türüyle makale türünün anla-tımı  aynı  değildir.  Aynı  manzaraya  farklı  açılardan  bakıldı-ğında  aynı  şey  görülmez.  Bu  farklılık  bakış  açısından  kay-naklanır.  Bir  konuya  farklı  bakış  açılarından  yaklaş ılabilir.
Bilgi, inanç, düşünce farklılığı, kültürel çevre, psikolojik özel-likler  bakış  açısını  belirler.  Bütün  bunlar  yazarın  anlatımını
etkiler.
Aynı  konu  farklı  yazarlar  tarafından  ifade  edilebilir.  Ancak
sonuçta  hiçbir  yazarın  anlatımının  birbirine  benzemediği
görülür. İşte bu farklılık üsluptan kaynaklanmaktadır. Üsluba,
yazarın  anlatım  tarzı  diyebiliriz.  Yazarın  kurduğu  cümleler,
kelime seçimi, cümle yapısı, kelimelere kazandırdığı anlam,
anlatımının  açık,  tutarlı,  anlaşılır  olup  olmadığı  o  yazarın
üslubunu ortaya koyar.
Metinlerin türleri ile kullanılan kelimeler arasında sıkı bir ilişki
vardır.  Bilimsel  metinlerde  çok  sık  bir  şekilde  terimlere  yer
verilir.  Makale  türündeki  metinlerde  doğal  dil  kullanılır.  Dil,
değişik yorumlara kapalıdır. Sözcükler  genellikle ilk anlamla-rında kullanılır. Felsefî metinlerde dil kavram boyutuyla, söz-cükler günlük hayattaki anlamlarından soyutlanmış bir görev
yüklenerek karşımıza çıkar. Deneme, sohbet, anı gibi türler-de  dil,  öznel  bir  şekilde  kullanılır.  Sözcüklere  yeni  anlamlar
yüklenir.  Hitap  edilen  kitle  de  öğretici  metinlerin  dilinin  olu-şumunda etkili olur.
Antik  dönemde  düzey  bakımından  üslup  yüksek,  orta  ve
alçak üslup olmak üzere üç gruba ayrılmıştır:


Örnek:
Yüksek üslup düzeyi “son uykusuna dalmak”
Orta üslup düzeyi “ölmek”
Alçak üslup düzeyi “gebermek”
5. Metin ve Gelenek
Öğretici  metinler  incelenirken  metnin  hangi  geleneğe  bağlı
kalınarak yazıldığı, sanatçının gelenekle ilişkisi tespit edilir.
Felsefe,  bilim,  gazete  çevresinde  gelişen  ve  kişisel  hayatı
konu alan metinler, yapı, tema, dil ve anlatım gibi konularda
tarihî  akış  içinde  kendi  geleneklerini  oluşturur.  Ancak  her
dönem, bunlara yeni öğeler ve değerler katarak zenginleşti-rir.
Her metin yapı, tema, dil ve anlatım bakımlarından aynı türde
daha önce yazılmış metinlerden yararlanılarak oluşturulur.
Türk  edebiyatında  nesir  türü,  Tanzimat  Dönemi  edebiyatın-dan sonra gelişmeye başlar. Daha öncesinde Türk edebiya-tında  Batılı  anlamda  bir  nesir  geleneği  yoktur.  Makale,  de-neme, gazete… türündeki yazılar, Batı edebiyatı örnek alına-rak  kaleme  alınmış  ve  günümüze  kadar  kendi  geleneğini
oluşturarak sürmüştür.
6. Anlam
Öğretici metinlerde söz ve söz öbekleri (grupları) daha çok ilk
anlamlarıyla  kullanılır.  Bundan  dolayı  öğretici  metinlerde
anlam okuyucuya, mekâna ve zamana göre değişmez. Yani
okuyucu,  zaman  ve  mekân  faktörleri  öğretici  metinlerin  an-lamını etkilemez. Bu bakımdan öğretici metinler edebî metin-lerden farklılık gösterir.
İyi bir edebî metin birden çok anlama ve yorumlamaya açık
olan metindir. İyi bir öğretici metin ise yazarın anlatmak iste-diği anlamı yorumlamaya meydan vermeden ileten metindir.
Öğretici metinlerin amacı, bilgi vermek, aydınlatmak, açıkla-maktır.
Örnek-1:  İnsanların  çoğu  kaybetmekten  korktuğu  için,  sev-mekten korkuyor. Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye
lâyık görmediği için. Düşünmekten korkuyor sorumluluk get i-receği  için.  Konuşmaktan  korkuyor,  eleştirilmekten  korktuğu
için.  Duygularını  ifade  etmekten  korkuyor,  reddedilmekten
korktuğu  için.  Yaşlanmaktan  korkuyor,  gençliğin  kıymetini
bilmediği  için.  Unutulmaktan  korkuyor,  dünyaya  iyi  bir  şey
vermediği  için.  Ve  ölmekten  korkuyor  aslında  yaşamayı  bil-mediği için. W.Shakespeare
Yukarıdaki metinde insanların korkma nedenleri açıklanmış-tır. Dolayısıyla bu metinin yazılış amacı açıklamaktır. Metin-de kelimeler ilk anlamlarıyla kullanıldığı için her okuyucu bu
metinden aynı anlamı çıkarmaktadır.
Örnek-2:  Tabiat ile hayat, insanoğlunun şekil vererek güzel
ve faydalı eserler vücuda getirebileceği muazzam bir malze-me  deposudur.  Resim  mi  yapmak  istiyorsunuz?  Dünyada
renkten  ve  boyadan  çok  ne  var?  Hakiki  bir  ressam  konu
bakımından  da  bir  sıkıntı  çekmez.  Bütün  tabiat  ve  hayat
işlenecek  konu  ile  doludur.  Mühim  olan,  herhangi  bir  konu
etrafında bir renk kompozisyonu vücuda getirmektir. Mehmet
KAPLAN
Mehmet  Kaplan’a  ait  olan  ikinci  metin  okuyucuyu  aydınlat-mak amacıyla yazılmıştır.
7. Metin ve Yazar
Edebî  metinlerde  metnin  yazarıyla  metin  arasında  sıkı  bir
ilişki  vardır.  Bu ilişki  öğretici metinlerin  bir kısmı için de  ge-çerlidir. Deneme, sohbet, fıkra, anı, gezi gibi metinlerde ya-zarın hayatında yer etmiş olaylar, beklentiler, özlemlerin izleri
de yansır. Fakat ansiklopedi, makale, tarih gibi bilimsel me-tinlerde  yazarın  kişiliği metne  yansımaz.  Çünkü  bu metinler
nesnel bir anlatımla kaleme alınır.
8. Yorum
Okuyucu,  öğretici  metni  inceledikten  sonra  metnin  yapısı,
düşüncesi, anlatımı, yazılış amacıyla sezdirdiği anlamı, met-nin  anlamının  zaman  içinde  değişip  değişmediğini,  metnin
okuyucuda uyandırdığı duyguları yorumlar.
B. ÖĞRETİCİ METİN ÖRNEKLERİNİ  İNCELEME VE KAR-ŞILAŞTIRMA
1. GAZETE ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİNLER
a. Makale
Bir  gerçeği  açıklamak, bir konuda  görüş  ve  düşünceler öne
sürmek  ya  da  bir  tezi  savunmak,  desteklemek  için  yazılan
yazılara makale denir.

  •   Anlatım yalın ve yoğundur, nesnel bir nitelik taşır.
  •   Öne sürülen düşünce ve tez kanıtlanır.
  •  Gazete ve dergilerde yayımlanır.

b. Deneme
Yazarın  herhangi  bir  konudaki  görüşlerini,  kesin  kurallara
varmadan,  kanıtlamaya  kalkmadan,  okuyucuyu  inanmaya
zorlamadan anlattığı yazı türüdür.

  •  Yazar, kendisiyle konuşuyormuş gibi bir hava sezdirir.
  •  Samimi bir dil kullanılır.
  •   Yazar, öne sürdüğü görüşleri ispatlamak zorunda değil-dir.
  •  Yazarın kesin bir sonuca varma zorunluluğu yoktur.
  •   Yazar anlatımda ve konu seçiminde özgürdür.

c. Fıkra
Yazarın, gündelik olayları, özel bir görüşle, güzel bir üslupla,
kanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa, günübirlik yazılar-dır.

  •  Gazete yazısıdır.
  •   Yazar düşüncelerini kanıtlama yoluna gitmez.
  •   Dil tabiidir. Günlük deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer

verilir.
d. Sohbet (Söyleşi)
Yazarın,  gündelik  olaylarla  ilgili  düşüncelerini,  okuyucu  ile
karşı karşıya oturup konuşuyormuş gibi içten bir hava içinde
yazdığı yazılara sohbet denir.

  •   Herkesi ilgilendiren konular seçilir.
  •   Yazar,  sorulu-cevaplı  cümlelerle  karşısındakiyle  konu-şuyormuş hissi verir.
  •   İçtenlik, samimilik, doğallık sohbetin özelliklerindendir.

e. Eleştiri
Sanat, edebiyat, düşünce eserlerini hem öz hem yapı yönün-den açıklayan, başarılı ve başarısız ya da değerli ve değersiz
yönlerini  gösteren,  bunları  örneklerle  somutlaştırıp  belirten
yazı türüdür.

  •   Eleştiri objektif olmalıdır.
  •   Eleştiride amaç okura ve yazara yol göstermektir.
  • Eleştirmenin  kişisel  duygularını  kattığı  eleştirilere  öznel
    eleştiri,  kişisel  duygularını  katmadığı,  objektif  olduğu
    eleştirilere de nesnel eleştiri denir.

f. Röportaj
Yazarın okuyucularına bir konuyu inandırmak için kişi, eşya,
eser ya da bir yerle ilgili olarak yaptığı incelemeleri, fotoğraf-larla süsleyerek, kendi görüşlerini de katarak yazdığı gazete
ve dergi yazılarına röportaj denir.

  •   Röportaj,  bir  çeşit  haberdir.  Fakat  röportajda  bilgidenbaşka, yazarın izlenimleri, düşünceleri, görüşleri de yeralır.
  •   Röportajı hazırlayan kişi, konuyu iyice öğrenmeli, yerin-de ve gerekli incelemeleri yapmalı, gerekli belgeleri top-lamalıdır.
  •   Röportaj türü, gazeteciliğin gelişmesiyle ortaya çıkmıştır.

Bu  nedenle,  röportaj,  özellikle  gazetecilerin  uyguladığı
bir türdür.
2. KİŞİSEL HAYATI KONU ALAN METİNLER
a. Hatıra (Anı)
Bir  yazarın  kendisini  yaşadığı  ya  da  tanık  olduğu  olayları,
sanat değeri taşıyan bir üslupla anlattığı yazılardır.

  •   Geçmişteki olay üzerine yazılır.
  •   Yazar, olayları kendi bakış açısından anlatır.
  •   Anılar, yaşandığı dönem hakkında bilgi verir.
  •   Anı  yazarken  önce  konu  tespit  edilmeli;  sonra  ya  günü

gününe  tutulan  notlar  ya  da  hafızada  saklanan  olaylar
zinciri, plâna göre düzenlenmelidir.
b. Günlük (Günce)
Yaşanan  olayların,  izlenimlerin,  tarih  atılarak,  günü  gününe
yazılması ile oluşan türe günlük denir.

  •   Kısa yazılardır.
  •   Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.
  •   Yazarın hayatından izler taşır.
  •  İçten ve sevecendir.
  •   Divan edebiyatında Ruzname denir.

c. Gezi Yazısı
Yazarın yurt içinde ve yurt dışında gezip gördüğü yerlerin ilgi
çekici özelliklerini anlattığı yazı türüdür.

  •   Gezi  yazısında  yazar  daima,  gezdiği  yerleri  anlatmalı, uydurma, yanlış bilgiler vermemelidir.
  •  Yazar  gördüklerini,  okuyucusunun  daha  iyi  algılamasıiçin, karşılaştırma yapar. Okur sanki o yerleri sanatçıyla gezer gibi olur.
  •   Eskiden  gezi  yazılarına  seyahatname,  seyahat  yazıları denirdi.

d. Biyografi (Yaşam öyküsü)
Edebiyat,  sanat,  siyaset,  ticaret  vb.  alanlarda  haklı  bir  üne
kavuşmuş, tanınmış insanların hayatlarını, eserlerini, başarı-larını  okuyucuya  duyurmak  amacıyla  yalın  bir  dille,  tarafsız
bir görüşle yazılan inceleme yazılarına (biyografi) denir.

  • Kişiyi tüm yönleriyle tanıtır.
  •  Açık, sade bir dil kullanılır.
  • Divan  edebiyatında  şairleri  anlatan  bu  eserlere,  “Tezki-re” denirdi.

d. Otobiyografi (Özyaşam öyküsü)
Kişinin  kendi  hayatını  anlattığı  yazıya  otobiyografi  denir.
Çoğu  zaman  bunlarda,  sanatçı  kendisiyle  beraber  aile  bü-yüklerinden, çevreden, aile içi durumlardan da söz eder.
e. Mektup
Bir  düşünce  veya  duygunun  birilerine  iletilmesi  amacıyla
yazılan özel yazılara mektup denir.

  •   Mektupta  kullanılacak  anlatım,  bunu  okuyacak  kişinin kültür düzeyine göre ayarlanır.
  •   Edebiyatımızda mektup türü,  Tanzimat  Edebiyatı  döne-minde gelişmeye başlar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*


8 + = onbir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>