Anasayfa » Uncategorized » Canlılarda Üreme, Büyüme ve Gelişme

Canlılarda Üreme, Büyüme ve Gelişme

*Canlıları oluşturan birimlere hücre adı verilir.

* Hücrenin varlığının ve özelliklerinin bilinmesi mikroskobun bulunmasıyla başlamıştır. İlk kez Robert Hooke yaptığı basit mikroskopla şişe mantarının bir kısmını inceleyerek bal peteğine benzer yapılar görür. Gördüğü bu odacıklara hücre adını verir.

*Gelişen teknolojiyle birlikte mikroskopta gelişmiş ve daha sonra elektron mikroskobunun bulunmasıyla hücrenin pek çok özelliği açıklanmıştır.

* Günümüzden yaklaşık 400 yıl önce lensleri keserek gözlük üreten Zackairas Janssen tarihte ilk mikroskop olarak tanımlanan aleti yapmıştır.

* Hollandalı Antoni Van Leewenhook günümüzdeki mikroskoplara en yakın mikroskobu yapmıştır. Levwenhook gözle görülemeyen canlıların dünyasını inceleyen ilk bilim insanlarından biridir.

*Robert Hooke 1600 lü yıllarda ilk bileşik mikroskobu geliştirir. Mikroskopta gördüğü bitki hücrelerini anlatırken hücre terimini kullanan bilim insanı olarak tarihe geçti.

Bitki ve Hayvan Hücresi Arasındaki Farklar:

Bitki Hücresi Hayvan hücresi
Köşeli bir yapıya sahiptir. Yuvarlak bir şekli vardır.
Hücre duvarı vardır. Hücre duvarı yoktur.
Kofulları büyük ve az sayıdadır. Kofulları küçük ve çok sayıdadır
Kloroplast vardır. Kloroplast yoktur.

Bitki ve hayvan hücreleri arasında farklılıklar olmasına rağmen tüm hücreler;hücre zarı,stoplazma ve çekirdek olmak üzere 3 temel bölümden oluşur.

 

1.Hücre Zarı:

Hücreyi dış ortamdan ayırır ve sarar. Hücreye şekil verir ve onu dış etkilerden korur. Üzerinde küçük delikler vardır. Bu delikler hücreye madde giriş çıkışını sağlar. Hücreye gerekli malzemeleri hücre içine alır. Hücre içinde oluşan atık maddeleri dışarı atar. Hücre zarı canlı,ince ve esnektir. Hücre zarı madde alışverişinde seçicilik gösterir. Kendisine gerekli olan maddelerin hücre içine girmesine izin verirken atık maddelerin dışarıya atılmasını sağlar. Zararlı maddelerin hücreye girmesine izin vermez. Bu yapısı ile hücre zarı seçici geçirgen özelliktedir.

 

2.Stoplazma:

Hücre zarıyla çekirdeğin arasını dolduran yumurta akına benzeyen sıvıdır. Hücre stoplazmasının içinde farklı görevleri olan bölümler vardır. Farklı canlılık olaylarının gerçekleştiği bu bölümlere organel denir. Hücrenin tüm yaşamsal faaliyetleri bu organellerde gerçekleşir. Hücredeki bu organellerin denetiminden düzenli ve uyum içerisinde çalışmasından hücre çekirdeğinin içindeki kalıtsal madde sorumludur. Hücre stoplazmasında bulunan organel ve görevleri şöyledir.

Mitekondri:

Hücreler farklı görevlerin yapılması için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Hücre için gereken enerji mitekondriler tarafından üretilir. Mitekondriler hücrenin enerji ocaklarıdır.

 

Kloroplast:

Yeşil bitkilerde bulunur. İnsan ve hayvan hücrelerinde bulunmaz. Kloroplast organeli en çok yeşil bitkilerin yapraklarında bulunur. Bitkilerin yeşil renkli olmasını kloroplastların içinde bulunan yeşil renk verici maddeler sağlar. Kloroplastlar bitkilerin güneş ışığını kullanarak besin üretmelerini sağlar.

Koful:

Hem bitki hem de hayvan hücrelerinde bulunan bir organeldir. Bitki hücresindeki kofullar büyük ve az sayıdadır. Hayvan hücresindeki kofullar ise küçük ve çok sayıdadır. Genç bitki hücrelerindeki kofullar küçük,yaşlı bitki hücrelerinde ise büyüktür. Kofullar hücrede besin ve atık maddeleri depolamakta görevlidir.

 

Ribozom:

Protein sentezinin yapıldığı yerdir. Endoplazmik redikulumun çekirdek zarının üzerinde olabildiği gibi sitoplazma içinde serbest de olabilir. Aminoasit ve RNA bulundurur. Virüs hariç tüm canlılarda ribozom bulunur.

Sentrozom:

Yalnızca hayvan hücresinde bulunur. Sentriol denilen birbirine dik iki silindirik yapıdan oluşur. Görevi, hücre bölünmesi sırasında iğ ipliklerini oluşturmaktır.

Endoplazmik Redikulum:

Hücre zarı ile çekirdek arasında bulunur ve bunlar arasındaki ilişkiyi sağlar. Kıvrımlı bir yapısı olup, kanallar sistemidir. Hücre içi taşıma ve depolama sistemi olarak görev görür. İki çeşittir; ribozom taşıyanlar (granüllü e.r), ribozom taşımayanlar (granülsüz e.r). Granüllü endoplazmik redikulum, ribozom sayesinde protein sentezine yardımcı olur. Granülsüz endoplazmik redikulum ise yağ sentezine yardımcı olur.

Golgi Cisimciği:

Yapı olarak endoplazmik redikuluma benzer. Endoplazmik redikulumun kıvrılıp, üst üste yassı kesecikler oluşturmasıyla meydana gelir.
Başlıca görevleri şunlardır: Salgı maddelerinin üretilmesini sağlar.( vücudumuzun tükürük, ter, süt bezlerinde çok bulunur.) Depo görevi görür. ( hücrede yağ ve protein sentezi arttığında şişerek, hacmi büyür.) Lizozom ve koful oluşumunda etkilidir. Sindirim enzimi üretir. Yağların sentezinden, hücre zarının yapım ve onarımından sorumludur.
Sperm ve alyuvar hücrelerinde golgi bulunmaz.

Lizozom:

Yalnızca hayvansal hücrelerde bulunur. Bitki hücrelerinde benzeri yapılar vardır. Burada sindirim enzimleri bulunur. Görevi hücre içi sindirimidir. Hücre yaşlandığı zaman patlar ve hücrenin kendi kendini sindirmesini sağlar (intihar kesecikleri). Bu olaya otoliz denir. Ayrıca hücreye giren yabancı proteinleri ve protein yapısındaki maddeleri parçalarlar.
Karaciğer, dalak ve akyuvarlarda çok sayıda bulunur.

3- ÇEKİRDEK: Hücrenin bölünme ve büyüme faaliyetlerini yöneten kısımdır. Ökaryot hücrelerde bulunur. Genellikle hücrelerde tek çekirdek bulunur. Görevleri; hücreyi yönetmek, kalıtım bilgisini taşımak ve hücre bölünmesini sağlamaktır.
Çekirdeğin yapısını dört kısımda inceleyebiliriz:
1-Çekirdek Zarı: 
• Çekirdek içi ile sitoplazmayı birbirinden ayıran kısımdır.
• İki katlı olup, yapısı hücre zarına benzer.
• Üzerinde porlar bulunur ve tam geçirgendir (RNA ve ATP’yi geçirebilir.)
• Çekirdek ile sitoplazma arasında madde alış verişi sağlar.
2- Çekirdek Öz Suyu: Çekirdeğin içini dolduran, yapı olarak sitoplazmaya benzeyen kısımdır. İçinde su, organik, inorganik maddeler, nükleik asitler (DNA, RNA) bulunur.
3- Çekirdekçik: 
• Çekirdek öz suyunun yoğunlaşması ile oluşan kısımdır. Sayısı birden çok olabilir.
• Yapısında RNA ve proteinler bulunur.
• Protein sentezinde rol aldığı sanılmaktadır.
• Hücre bölünmesi esnasında kaybolur, sonra tekrar ortaya çıkar.

4- Kromatin İplikler: Çekirdek öz suyu içerisine dağılmış olan ağ ve yumak şeklindeki yapılardır. Hücrenin bölünmesi esnasında kısalıp kalınlaşarak kromozom haline dönüşürler. Kromozomlar protein ile genetik şifremiz olan DNA molekülleri taşırlar.

İnsanlarda Üreme ,Büyüme ve Gelişme:

İnsanlarda erkek üreme organı sperm üretirken,dişi üreme organı yumurta üretir. Bir yumurta ile bir spermin birleşmesiyle bebek oluşmaya başlar. Erkek üreme hücresi olan sperm,dişi üreme hücresi olan yumurtaya göre daha küçük bir yapıya sahiptir.

Spermin yapısı; baş kısmı, orta kısım ve kuyruk olmak üzere 3 kısımdan oluşur.

Yumurta sperme göre daha büyüktür. Sperm hareketli iken yumurta hareketsizdir. Spermin hareket etmesini kuyruk kısmı sağlar.

Bir yumurta hücresi; hücre zarı, stoplazma ve çekirdekten meydana gelir.

Yumurta hücreleri insan vücudundaki en büyük hücrelerdir.

Sperm adı verilen erkek üreme hücreleri testislerde üretilir. Testislerde oluşturularak olgunlaşan spermler,sperm kanalı ile dışarı atılır. Bu salgı bezleri,spermin dışarı atılmasını kolaylaştıran salgıları üretir.

Dişi üreme hücreleri olan yumurta hücreleri,dişinin yumurtalıklarında oluşturularak depolanır.

Yumurta ve sperm annenin yumurta kanalında buluşarak gelişmeye başlar. Bu buluşmanın olabilmesi için yumurtalıklarda üretilen yumurta hücrelerinin yumurta kanalına girmesi gerekir.Döl yatağından annenin vücudunun dışına uzanan esnek bir kanal vardır. Döl yolu adı verilen bu kanal sayesinde spermler annenin döl yatağı ve yumurta kanalında ilerleyerek yumurta ile buluşur. Sperm ve yumurtanın buluşması ile döllenme gerçekleşir. Yumurta kanalında birleşerek gelişimine başlayan yumurta ve sperm,embriyoyu meydana getirir. Embriyo daha sonra döl yatağının yumuşak bir yastığa benzeyen duvarlarına tutunarak gelişimini burada devam ettirir. Embriyonun büyüyüp gelişmesi sonucunda bebek meydana gelir. Bebek doğana kadar döl yatağında kalır.Üreme,bir canlının(organizmanın) canlılığını sürdürmesi için gerekli değildir. Canlı,üreme hücreleri olmadan da yaşamını devam ettirebilir. Üreme olayıyla canlılar sadece nesillerinin devamını sağlar.

Çocukluktan Ergenliğe Geçiş:İnsanlar bebeklikten başlayarak yetişkin bir birey oluncaya kadar sürekli bir değişme ve gelişme yaşarlar. Boyları uzar,kiloları artar. İnsanların değişim ve gelişimlerini bebeklikten itibaren fotoğraflarına bakarak görebiliriz. İnsanların gelişim dönemleri şöyle sıralanabilir. Bebeklik dönemi,çocukluk dönemi,ergenlik dönemi,yetişkinlik dönemi ve yaşlılık dönemi.

Ergenlik dönemi:Ergenlik döneminde bireyin vücudu,ruhsal durumu,duyguları,anne baba ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde değişimler meydana gelir. Ergenlik,çocukluktan erişkinliğe geçişin yaşandığı çok önemli bir dönemdir. Bu dönem ortalama 11 yaşında başlar ve 20 yaşına kadar devam eder. Ergenlik sürecinde kız ve erkeklerde birçok bedensel ve ruhsal değişiklikler meydana gelir. Bu değişiklikler ergenliğe geçiş döneminde salgılanan hormonların etkisiyle gerçekleşir. Ergenli döneminde yaşanan ruhsal ve bedensel değişimler insanlardaki normal gelişim sürecinin bir parçasıdır. Ergenlik döneminin özellikle ilk yıllarında yaşanan bedensel değişimler bedenimize yabancılık çekmemize ve utanmamıza sebeb olabilir. Ancak unutmamalıyız ki bedenimizde gözlemlediğimiz tüm değişimler insanlarda gözlemlenen gelişim sürecinin doğal bir sonucudur. Bu değişimler çocukluktan yetişkinliğe geçiş yapıldığını gösterir. Bedensel değişimlerin yanı sıra,özellikle ergenliğin ilk dönemlerinde duygusal dalgalanmalara da sık rastlanır. Ergenlik dönemindeki bir kişi bir gün kendini keyifli hissederken ertesi gün keyifsiz ve sıkıntılı hissedebilir. Bu çok normaldir.

Ergenlik Dönemindeki Kişinin Özellikleri:
1.Kendini bir gün mutlu hissederken ertesi gün sıkıntılı hissedebilir.
2.Sık sık başkalarını eleştirir.
3.Ebeveynleriyle(anne ve babasıyla) sorunlar yaşayabilir.
4.Kimsenin kendisini anlamadığını düşünebilir.
5.Kendini huzursuz hissedebilir.
6.Zaman zaman içine kapanabilir. Sorun gibi algılanan bu olaylar unutulmamalıdır ki gelişimin doğal bir sonucudur.

Ergenlik Döneminin Sağlıklı Geçirilmesi İçin Yapılması Gerekenler:
1.Kişi arkadaşlarıyla düşüncelerini paylaşmalı ve onları dinlemelidir.
2.Kişi ailesiyle,arkadaşlarıyla sağlıklı iletişim kurmalıdır.
3.Boş zamanlarını iyi değerlendirmelidir.
4.Sosyal etkinliklere katılmalıdır.
5.Kişi spor yapmalı,hobilerine zaman ayırmalıdır.
6.Gerektiğinde uzman bir kişiden psikolojik destek almalıdır.

Üreme Sistemi

Canlıların soylarını sürdürebilmek için, kendilerine benzer yeni canlılar oluşturmalarına üreme denir. Tüm canlılar üreme yeteneğine sahiptir.
Bir canlının üreyebilmesi için kalıtsal maddesini, yavruya aktarması gerekir. Eşeyli (erkek ve dişi bireylerle) üreyen canlılarda kalıtsal maddeler üreme hücreleriyle aktarılır. Üreme hücrelerine gamet denir. Erkek üreme hücresi sperm, dişi üreme hücresi yumurta adını alır.

Dişi Üreme Hücresi (Yumurta):
Yumurta hücresi büyük ve hareketsizdir. Bol miktarda besin maddesi içerir ve sitoplazması çoktur. Kamçısı yoktur. Yumurtalar spermlere göre daha az sayıda üretilir.

Erkek Üreme Hücresi (Sperm ):
Sperm hücreleri yumurta hücresine göre çok küçüktür. Sitoplazmaları azdır. Kamçıları vardır ve kamçılarıyla hareket ederler. Baş, orta kısım ve kuyruk olmak üzere üç kısımdan oluşur. Kuyruk kısmı sayesinde hareket edebilir.
İnsanda üreme sisteminin temel görevi aynı olmakla birlikte, erkek ve dişi bireylerin üreme sisteminin yapılarında bazı farklılıklar vardır. Ayrıca köreltilse bile, bireyin beden sağlığını etkilemeyen tek sistemimizdir.

Hayvanlarda Üreme, Büyüme Ve Gelişme

1- Hayat Döngüsü :
Doğada bulunan hayvanlar beslenme, çoğalma şekli, gelişim özellikleri ve yavru bakımı açısından farklılık gösterirler. Bu nedenle hayvan gruplarının hayat döngüleri birbirinden farklıdır.
Doğada yaşayan canlıların doğması, büyümesi, gelişmesi, üremesi (çoğalması) ve ölmesini içine alan süreye hayat döngüsü denir. Hayat döngüsü üreme olayı ile başlar.
Hayvanlarda da üreme, insanlar gibi döllenme olayı sayesinde gerçekleşir. Hayvanlarda, erkek ve dişi üreme hücrelerinin (sperm ve yumurta hücrelerinin) çekirdeklerini birleşmesine döllenme, döllenme sonucu oluşan döllenmiş yumurta hücresine zigot denir. Zigot oluştuktan sonra gelişerek embriyo denilen canlı taslağını oluşturur. Oluşan embriyoda gelişimini tamamlayarak yeni bir canlıyı oluşturur. Embriyonun büyüyerek gelişebilmesi için beslenmesi ve korunması gerekir. Bunun için embriyoya uygun bir ortam sağlanmalıdır.

2- Döllenme Çeşitleri :

a) Dış Döllenme :
Sperm ve yumurta hücrelerinin vücut dışında, suda birleşmesidir. Bu canlılar döllenme şansını arttırabilmek için aynı anda aynı yerlere çok sayıda üreme hücresi bırakırlar. Döllenme ve döllenme sonucu oluşan embriyonun gelişimi suda olur.
Balık, kurbağa ve suda yaşayan omurgasızlarda görülür.

b) İç Döllenme :
Sperm ve yumurta hücrelerinin dişi canlının (annenin) vücudunda birleşmesidir. (Karadaki çevresel olumsuzluklardan dolayı iç döllenme gerçekleşir). İç döllenme olayında erkek birey çok sayıda, dişi birey az sayıda üreme hücresi oluşturur.
İç döllenme şansı, dış döllenme şansından daha yüksektir.
Kuşlar, sürüngenler, suda yaşayan memeliler (omurgalılar) ile karada yaşayan memeliler, insanlar ve diğer canlılarda görülür.

3- Hayvanlar ve Özellikleri :
Hayvanlar, iskelet sisteminin bulunup bulunmamasına göre; omurgalı ve omurgasız hayvanlar olarak iki grupta incelenir.

a) Omurgalı Hayvanlar :
İskelet sistemine sahip olan hayvanlara omurgalı hayvanlar denir. Omurgalı hayvanlar kendi aralarında; balıklar, kurbağalar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler olarak beş gruba ayrılırlar.
Bütün omurgalı hayvanlar;
• İskelet sistemine sahiptir.
• Döllenme ile çoğalırlar.
• Döllenme sonucu yumurta veya doğurarak çoğalırlar.
• Dolaşım sisteminde kapalı dolaşım görülür. (Kanın sadece damarlar içinde dolaşması).

1- Balıklar :
• Solungaç solunumu yaparlar (Suda çözünmüş havanın oksijenini kullanırlar). • Yumurta ile çoğalırlar.
• Genellikle yavru bakımı görülmez.
• Dış döllenme görülür. (Döllenme olayı ana canlının vücudu dışında gerçekleşir).
• Gelişmeleri sırasında başkalaşım geçirmezler.
• Yavrularını sütle beslemezler.
• Kalpleri iki odacıklıdır.
• Kirli kan solungaçlarda temizlenir.
• Kalplerinde daima kirli kan bulunur, küçük kan dolaşımı görülmez.
• Vücutları pullarla kaplıdır.
• Soğukkanlı canlılardır.

2- Kurbağalar :
• Larva döneminde suda solungaç solunumu, ergin dönemde karada deri ve akciğer solunumu yaparlar.
• Yumurta ile çoğalırlar.
• Yavru bakımı görülmez.
• Dış döllenme görülür.
• Gelişimleri sırasında başkalaşım geçirirler.
• Yavrularını sütle beslemezler.
• Kalpleri üç odacıklıdır.
• Kirli kan akciğerlerde temizlenir.
• Kalplerinde temiz ve kirli kan taşırlar. (Vücutlarında kirli ve temiz kan dolaşır).
• Nemli bölgelerde yaşarlar.
• Soğukkanlı canlılardır.

3- Sürüngenler :
• Akciğer solunumu yaparlar.
• Yumurta ile çoğalırlar.
• Yavru bakımı görülmez.
• İç döllenme görülür.
• Gelişimleri sırasında başkalaşım değil, gömlek değişimi görülür.
• Yavrularını sütle beslemezler.
• Kalpleri 3 odacıklıdır.
• Kirli kan akciğerde temizlenir.
• Kalplerinde temiz ve kirli kan taşırlar. (Vücutlarında kirli ve temiz kan dolaşır).
• Vücutları pullarla kaplıdır.
• Soğukkanlı canlılardır.

a) Kertenkeleler :
• Tehlike anında kuyruğunu koparır. Düşman kuyrukla uğraşırken kaçar. Daha sonra kopan kuyruğun yerine yenisini yapar. Buna rejenerasyon (yenilenme) denir.

b) Yılanlar :
• Hareket üyeleri yoktur. Sürünerek hareket ederler.
• Bazı türleri zehirlidir.
• Gelişimleri sırasında gömlek değişimi görülür.
• Besinlerini çiğnemeden yutarlar.

c) Kaplumbağalar :
• Vücutlarını düşmandan koruyan kabukları vardır. Bu kabuk dış iskelet değildir, iç iskelete bağlıdır.

d) Timsahlar :
• Nehir ve göllerde yaşarlar.
• Alt çeneleri sabit, üst çeneleri hareketlidir.
• Kalpleri dört odacıklıdır.
• Kalpte kirli ve temiz kan karışmaz. Kalp çıkışında panizza kanalında karışır. Vücudu karışık kan dolaşır.

4- Kuşlar :
• Akciğer solunumu yaparlar.
• Yumurta ile çoğalırlar.
• Yavru bakımı görülür.
• İç döllenme görülür.
• Gelişimleri sırasında başkalaşım geçirmezler.
• Yavrularını sütle beslemezler.
• Kalpleri 4 odacıklıdır.
• Kirli kan akciğerde temizlenir.
• Kalpte kirli ve temiz kan karışmaz. Vücudu temiz kan dolaşır.
• Vücutları tüylerle kaplıdır.
• Sıcakkanlı canlılardır.
• Ağızlarında diş bulunmaz. Katı besinler taşlıklarındaki taşlar ve kaslar yardımıyla parçalanır.

a) Et Yiyen (Yırtıcı) Kuşlar : Kartal, atmaca
b) Tırmanıcı Kuşlar : Ağaçkakan
c) Tane Yiyen Kuşlar : Güvercin, serçe
d) Su Kuşları : Pelikan, martı, ördek, leylek
e) Uçamayan Kuşlar : Deve kuşu, tavuk, kivi
f) Bal Özü Emen Kuşlar : Gagaları ince ve uzun olan Kolibri
g) Ötücü Kuşlar : Tohumla beslenen keklik, kanarya.

5- Memeliler :
• Akciğer solunumu yaparlar.
• Doğurarak çoğalırlar.
• Yavru bakımı görülür.
• İç döllenme görülür.
• Gelişimleri sırasında başkalaşım geçirmezler.
• Yavrularını sütle beslerler.
• Kalpleri 4 odacıklıdır.
• Kirli kan akciğerde temizlenir.
• Kalpte kirli ve temiz kan karışmaz. Vücudu temiz kan dolaşır.
• Vücutları kıllarla kaplıdır.
• Sıcakkanlı canlılardır.
• Beslenme özelliklerine göre 3 grupta incelenirler.

a) Otçul Memeliler : Koyun, keçi, inek, ceylan, geviş getiren at ve eşek gibi hayvanlar ile geviş getirmeyenler.
b) Etçil Memeliler : Kedi, köpek, kurt, aslan, kaplan.
c) Hem Etçil Hem Otçul Memeliler : İnsan, ayı, maymun, domuz,
kuşların büyük kısmı ve bazı balıklar.
d) Kemirgen Memeliler : Sincap, kunduz, fare, tavşan.
e) Uçan Memeliler : Yarasa.
f) Yüzen Memeliler : Balina, köpek balığı, yunus, fok.

b) Omurgasız Hayvanlar :
Vücutlarında kemikten veya kıkırdaktan yapılmış iskelet sistemine sahip olmayan hayvanlara omurgasız hayvanlar denir. Omurgasız hayvanlar kendi aralarında; tek ve çok hücreli omurgasız hayvanlar olarak iki gruba ayrılırlar.
Bütün omurgasız hayvanlarda;
• İskelet sistemi bulunmaz. Vücudun dik durmasını sağlayan başka yapılar bulunur.
• Dolaşım sisteminde açık dolaşım görülür.(Açık dolaşımda kılcal damarlar bulunmaz)
• Çeşit sayısı çok fazladır.
• Karada ve suda yaşarlar.
• Karada yaşayanları trake ve deri, suda yaşayanları solungaç solunumu yaparlar.

1- Solucanlar :
• Nemli yerlerde yaşarlar.
• Yapı bakımından üç çeşittirler.

a) Halkalı Solucan :Toprak solucanı ve sülük.
b) Yassı Solucan :Tenya = Şerit.
c) Yuvarlak Solucan :Bağırsak solucanı, tirişin, kıl kurdu.

2- Eklem Bacaklılar :
• Vücutlarının dışında kitin denilen örtü bulunur. Sert ve dayanıklı olan bu örtü vücuda diklik ve desteklik sağlar.
• Vücutlarındaki halkalar ve deri kıvrımlarının birbirine eklenmesiyle oluşan yapıya dış iskelet denir.
• Yumurta ile çoğalırlar.
• Böcekler grubunda olan eklembacaklılar başkalaşım geçirirler.
• Yumurtadan çıkan kurtçuğa larva denir.
• Larvanın ergin hale gelinceye kadar geçirdiği uyku dönemine pupa denir.
• Pupa dönemi karasinekte kabuk içinde, ipek böceğinde ise kendi salgıladığı ipekten yaptığı koza içinde geçirilir.

a) Böcekler :Arı, karasinek, sivrisinek, bit, pire, kene, çekirge, tahta kurusu, hamam böceği ve kelebek.
b) Kabuklular :Yengeç, karides.
c) Örümcekler :Örümcek, akrep.
d) Çok Ayaklılar :Çıyan, kırkayak.

3- Süngerler :

4- Mercanlar :

5- Yumuşakçalar : Salyangoz, midye, istiridye, mürekkep balığı, sümüklü böcek, ahtapot.

6- Derisi Dikenliler : Deniz yıldız denizkestanesi.

4- Başkalaşım ve Başkalaşım Geçiren Hayvanlar :
Bazı canlılar dünyaya geldiklerinde ana canlıya benzerken bazıları da benzemezler. Ana canlıya benzemeyen canlılar gelişim dönemleri boyunca başkalaşım geçirerek ana canlıya benzer hale gelirler.
Kurbağaların ve böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra yapısal değişikliğe uğrayarak ana canlıya benzer hale gelmesine başkalaşım denir. (Kurbağaların ve böceklerin yumurtadan çıktıktan ergin hayvan oluncaya kadar geçirdikleri gelişim evrelerinin hepsine birden başkalaşım denir).
Kurbağalar ve eklem bacaklılardan böcekler, başkalaşım geçiren hayvanlardır.

a) İpek Böceğinin Gelişim Dönemleri (Başkalaşım Evreleri) :
• İpek böceği salgıladığı yapışkan bir maddeyle (iplikle) yumurtalarını birbirine
bağlayarak etrafa dağılmalarını önler.
• Tırtıl, yumurtaların gelişebilmesi için salgıladıkları iplikle kendilerine koza örmeye başlarlar. (Tırtıl bunu 3 – 4 günde örer).
• Yumurta olgunlaşınca tırtıl oluşur.
• Tırtılın ergin hale gelinceye kadar geçirdiği uyku dönemine pupa denir.
• Pupa dönemi sonunda koza yırtılır ve kelebek oluşur.

b) Kurbağanın Gelişim Dönemleri (Başkalaşım Evreleri) :
• Kurbağadaki döllenmiş yumurta hücresinin gelişmesi sonucu larva oluşur.
• Balığa benzeyen larvalar gelişerek iribaş olur.
• Zamanla iribaş büyüdükçe önce arka bacaklar, sonra ön bacaklar çıkar ve en sonunda kuyruk kaybolur.
• Bundan sonra genç yavru kurbağa oluşur. Yavru kurbağa da gelişerek ergin kurbağa haline gelir.

2-ÇİÇEKLİ BİTKİLERDE ÜREME :

1- Bitkilerin Sınıflandırılması :
Bitkiler, üreme organı olan çiçeğinin ve tohumunun bulunup bulunmamasına göre çiçekli bitkiler ve çiçeksiz bitkiler olarak iki grupta incelenir.
Üreme organı denilen çiçeği ve tohumu bulunan bitkilere çiçekli bitkiler denir.
Üreme organı denilen çiçeği ve tohumu bulunmayan bitkilere çiçeksiz bitkiler denir.
Çiçekli bitkiler; kök, gövde, yaprak, çiçek olmak üzere 4 kısımdan oluşur.

BİTKİLER

Çiçekli Bitkiler Çiçeksiz Bitkiler

Açık Tohumlular Kapalı tohumlular Damarlı Çiçeksiz Damarlı Çiçeksiz
Bitkiler Bitkiler
Tek Çift (Eğrelti Otu) (Karayosunu)
Çenekliler Çenekliler
(Mısır, Buğday) (Fasulye, Nohut)

2- Çiçek ve Kısımları :
Çiçekli bitkilerin üreme organı olan, renkli, güzel kokulu ve görünüşlü organa çiçek denir. (Ters lale = ağlayan gelin, gül, çiğdem, zambak, gelincik, menekşe). Bütün çiçekler farklı renk, şekil ve kokuda olmalarına rağmen çiçeklerin temel kısımları birbirlerine benzer.
Çiçekte; çiçek sapı, çiçek tablası, çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ ve dişi organ gibi kısımlar bulunur.
Tam bir çiçek, çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ, dişi organ olmak üzere dört kısımdan oluşur.

Çiçek Sapı :
Çiçeği dala ya da gövdeye bağlayan ve su ile besin maddelerinin taşınmasını sağlayan kısımdır. Çiçek sapında odun ve soymuk boruları bulunur.

Çiçek Tablası :
Çiçeğin diğer kısımlarını üzerinde taşıyan yapıdır.

a) Çiçeğin Kısımları :
Tam bir çiçek çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ ve dişi organ olmak üzere dört kısımdan oluşur.

1- Çanak Yaprak :
Çiçeğin en dış kısmında bulunan yeşil renkli yapraklardır. Çanak yapraklar, (çiçek tomurcuk halinde iken) çiçeğin diğer kısımlarını dış etkilere karşı korur ve fotosentez yaparak besin üretir. (Çiçeklerde genelde çanak yapraklar 5 tanedir).

2- Taç Yaprak :
Çiçeğin renkli, güzel kokulu ve görünüşlü olan kısmıdır. Taç yaprakların dip kısımlarında bal özü sıvısı (salgısı) salgılanır. Bal özü salgısı güzel kokulu olduğu için ve de taç yapraklar renkli ve güzel görünüşlü olduğu için böceklerin ilgisini çekerler ve tozlaşmaya yardımcı olurlar.

3- Erkek Organ :
Taç yaprakların arasında, dişi organın etrafına dizilmiş halde olan çok sayıdaki organdır. Erkek organ sapçık (ipçik) ve başçık olarak iki kısımdan oluşur.
Sapçıklar, başçıkları tutar, başçıkları çiçeğe bağlar ve her sapçıkta bir başçık bulunur.
Başçıkta polen keseleri bulunur. Polen keselerinin içinde polenler yani çiçek tozları, çiçek tozlarının yani polenlerin içinde de erkek üreme hücreleri olan sperm hücreleri bulunur. Polenler olgunlaşınca polen keseleri çatlar ve polenler etrafa yayılırlar.
(Polen keselerinde bulunan polen-üreme- ana hücreleri mayoz bölünme geçirerek polenleri oluşturur).

4- Dişi Organ :
Çiçeğin ortasında bulunan, vazoya benzeyen ve genelde bir tane olan organdır. Dişi organ; dişicik tepesi, dişicik borusu ve yumurtalık olarak üç kısımdan oluşur.

a) Dişicik Tepesi :
Dişi organın en uç kısmıdır. Dişicik tepesi yapışkan ve nemli bir sıvı salgılar. Bu sıvı çiçek tozlarını yani polenler tutarak polenlerin burada çimlenmesini sağlar.
b) Dişicik Borusu :
Dişicik tepesini yumurtalığa bağlayan borudur. Dişicik tepesinde çimlenen polenleri yumurtalığa taşır.
c) Yumurtalık (Ovaryum) :
Dişi organın en alt kısmındaki şişkinleşmiş bölümdür. Yumurtalıkta tohum taslağı bulunur. Tohum taslağının içinde dişi üreme hücreleri olan yumurta hücreleri vardır.

3- Çiçek Çeşitleri :
Çiçekler, erkek organ ve dişi organın bulunup bulunmamasına göre iki çeşittir.

a) Tam Çiçek (Bir Evcikli Çiçek=Erselik Çiçek) :
Bir çiçekte erkek organ ve dişi organ ile birlikte taç ve çanak yapraklar da bulunuyorsa böyle çiçeklere tam çiçek denir.

Örnek : Gül, papatya, elma, bezelye, kestane, fındık.

b) Eksik Çiçek (İki Evcikli Çiçek) :
Bir çiçekte erkek ve dişi organdan sadece bir tanesi bulunuyorsa böyle çiçeklere eksik çiçek denir.
• Çiçekte sadece erkek organ varsa bu çiçeğe erkek çiçek (taş fırın) denir.
• Çiçekte sadece dişi organ varsa bu çiçeğe dişi çiçek (light) denir.

4- Çiçekli Bitkilerde Tozlaşma ve Döllenme :
Bitkilerde tohum ve meyvenin oluşabilmesi için tozlaşma ve döllenme olmak üzere iki olayın gerçekleşmesi gerekir.

a) Tozlaşma :
Erkek organın başçığındaki polenlerin (çiçek tozlarının) dişi organın dişicik tepesine taşınmasına tozlaşma denir. Tozlaşma su, rüzgar, kuşlar, böcekler, insanlar sayesinde gerçekleşir. (Bataklık ve su bitkilerinde su sayesinde gerçekleşir).
Tozlaşma olayı aynı tür bitkiler arasında gerçekleşir. Dişi organın dişicik tepesi, farklı bitki türlerinin polenlerinin yumurtalığa girmesini önler. (Laleden lale oluşmasının sebebi budur).

b) Döllenme :
Tozlaşma ile dişicik tepesine gelen polenler, dişicik tepesi tarafından salgılanan yapışkan sıvı ile tutulur ve polenler burada çimlenirler. Çimlenen polenler yani çiçek tozları çatlar ve erkek üreme hücreleri yani sperm hücreleri açığa çıkar. Açığa çıkan erkek üreme hücreleri (nin çekirdekleri) (nden biri yumurtalığa doğru hareket ederek polen tüpünü oluşturur) dişicik borusundan geçerek yumurtalıktaki tohum taslağına gelir.
Yumurtalıkta dişi üreme hücresi olan yumurta hücrelerinin çekirdeği ile erkek üreme hücresi olan sperm hücrelerinin çekirdeğinin birleşmesine döllenme denir. Döllenme sonucu oluşan döllenmiş yumurta hücresine zigot denir.
Zigot, bitkinin en küçük yani tek hücreli halidir. Oluşan zigot gelişerek (sürekli mitoz bölünme geçirerek) embriyo denilen bitkinin (canlının) ilk taslağını, modelini oluşturur. (Embriyo bitkinin kök, gövde, yaprak gibi kısımlarının taslağını, modelini bulundurur ve bu yapıların oluşmasını sağlar).
Döllenme sonucu tohum taslağı gelişerek tohumu, tohumun içinde bulunduğu yumurtalık ta gelişerek meyveyi oluşturur.

5- Çiçekli Bitki Çeşitleri :
Çiçekli bitkiler, açık tohumlular ve kapalı tohumlular olarak iki grupta incelenirler.

a) Açık Tohumlular :
Tohumları açıkta gelişen, meyve yaprakları tarafından örtülmeyen bitkilerdir.
Örnek : Çam, ladin, köknar, sedir. (Genelde meyvesiz ağaçlar).

b) Kapalı Tohumlular :
Tohumları meyve yaprakları tarafından örtülmüş olan bitkilerdir. Kapalı tohumlular, tohumlarındaki çenek sayısına göre tek çenekli ve çift çenekli bitkiler olarak iki grupta incelenirler.

1- Tek Çenekliler :
Tohumunda tek çenek olan genelde otsu, tek yıllık bitkilerdir.

Tek Çenekli Bitkilerin Özellikleri :
1- Otsu bitkilerdir.
2- Saçak köklüdürler.
3- Kambiyum dokuları yoktur. Bu nedenle enine büyümezler.
4- İletim boruları düzensizdir.
5- Yaprakları paralel damarlıdır.
6- Yaprakları ince ve şerit şekillidir.
7- Yaprak sapı yoktur.
8- Çiçek sayıları 3 veya 6 nın katları şeklindedir.
Örnek : Otlar, tahıllar, sebzeler, çiçekler.

2- Çift Çenekliler :
Tohumunda çift çenek olan bitkilerdir.

Çift Çenekli Bitkilerin Özellikleri :
1- Genelde odunsu bitkilerdir.
2- Kazık köklüdürler.
3- Kambiyum dokuları bulunur. Bu nedenle enine büyüyebilirler.
4- İletim boruları düzenlidir.
5- Yaprakları tüysü (ağ) damarlıdır.
6- Yaprakları geniş ve parçalı şekillidir.
7- Yaprak sapı bulunur.
8- Çiçek sayıları 4 veya 5 in katları şeklindedir.
Örnek : Bütün meyve ağaçları, fasulye, nohut, mercimek, bezelye.

TOHUMDAN FİDANA :
Bitkilerde tohum ve meyvenin oluşabilmesi için tozlaşma ve döllenme olaylarının gerçekleşmesi gerekir.

1- Tohum :
Dişi organın yumurtalığında bulunan, embriyo, çenek (besin deposu=endosperm) ve koruyucu kabuktan oluşan ve çimlenerek yeni bir bitkiyi meydana getiren yapıya tohum denir.
Tozlaşma ve döllenme olayları sonucunda dişi organın yumurtalığındaki tohum taslağında zigot oluşur. Oluşan zigot sürekli bölünerek gelişir ve embriyo denilen bitki taslağını oluşturur. Embriyo oluştuktan sonra etrafında koruyucu kabuk oluşur ve kabuğun içinde besin depo edilir.
Bitkilerde oluşan tohumların sayısı, şekli ve büyüklüğü farklı olabilir. Bunun nedeni bitkilerin bulundukları ortama, çevre şartlarına uyum sağlama şanslarını arttırmak ve nesillerinin devam etmesini sağlamaktır.

a) Tohumun Özellikleri :
1- Canlıdır.
2- Az miktarda su bulundurur.
3- İçinde embriyo olduğu için bitkinin bütün özelliklerini taşır.
4- Uygun şartlarda çimlenebilir.
5- Çimleninceye kadar besin üretemez yani fotosentez yapamaz.
6- Çimleninceye kadar çeneklerdeki besinlerle beslenir.

b) Tohumun Kısımları :
1- Embriyo :
Bitkinin kök, gövde, yaprak gibi kısımlarının oluşmasını sağlayan bitki taslağıdır.

2- Çenek (Besin Deposu = Endosperm = Besi Doku) :
Koruyucu kabuğun içinde, embriyonun etrafında, embriyonun besin ihtiyacını karşılayabilmesi için besin depo edilen kısımdır. Tohum çimleninceye yani bitki fotosentez yapıncaya kadar embriyo besin ihtiyacını çeneklerden karşılar.
Besi doku hücrelerinde bitkinin türüne göre karbonhidrat, protein ve yağ gibi besin maddeleri depolanır.

3- Koruyucu Kabuk :
Embriyonun etrafında bulunan ve embriyoyu dış etkilere karşı koruyan yapıdır.

c) Tohumun Çimlenmesi :
Tohumdaki embriyonun uygun şartlarda bitkinin kök, gövde ve yaprak gibi kısımlarını oluşturmaya başlamasına çimlenme denir. Çimlenmenin gerçekleşebilmesi için su (nem), sıcaklık ve oksijenin yeterli miktarda olması gerekir.
Su, sıcaklık ve oksijen yeterli miktarda ise (embriyo gelişerek) tohumun koruyucu kabuğu çatlar ve çimlenme başlar. Çimlenme sırasında tohumdaki embriyo sürekli büyür ve gelişir. Embriyo gelişirken ihtiyacı olan besini etrafındaki çeneklerden karşılar.
Tohumun çimlenebilmesi için sıcaklığın yeteri miktarda olması gerekir. Düşük veya yüksek sıcaklıklarda çimlenme süresi çok uzar, çimlenme yavaşlar. Çok yüksek veya çok düşük sıcaklıklarda (0 0C – 35 0C nin dışında) ise çimlenme gerçekleşmez. Çimlenmenin gerçekleşebilmesi için sıcaklık 18 – 25 0C civarında olmalıdır. Bu nedenle ekim için en uygun mevsim ilkbahardır.
Tohumun çimlenebilmesi için suyun yeterli miktarda olması gerekir. Fazla veya az suda çimlenme gerçekleşmez veya yavaş gerçekleşir. Tohumun çimlenmesi için gerekli olan su çimlenme sonucu oluşan bitkinin büyümesi için de gereklidir.
Çimlenme tamamlanınca bitkinin kök, gövde ve yaprakları oluşur.
Tohum çimleninceye kadar besin üretemez yani fotosentez yapamaz (yaprakları olmadığı için). Çimlenme sonucu bitkinin yaprakları oluştuğu için fotosentez yaparak kendi besinini kendisi üretir. (Fotosentez yaptığı andan itibaren çeneklerdeki besini kullanmayacağı için çenekler atılır).
Bitkinin fotosentez yapabilmesi için su, karbondioksit gazı, sıcaklık ve ışık enerjisine yani güneş ışığına ihtiyaç duyar. Bu nedenle bitkinin büyümesi için su, karbondioksit gazı, ışık, sıcaklık ve oksijen gazı (solunum yaparken) gereklidir.
Tohum çimlenirken fotosentez yapamadığı için toprağa, güneş ışığına ve karbondioksit gazına ihtiyaç duymaz. (Çimlenirken sadece solunum yaptığı için kuru ağırlığı azalır).

NOT : 1- Bitkilerin çimlenmesi ve büyümesi için gerekli olan şartlardan biri olan sıcaklık
seralarda kontrol altında tutulabilir. Bu nedenle mevsimlere özgü sebze ve meyveler mevsimi dışında da üretilebilir. Seralarda en düşük sıcaklık 100C, en yüksek sıcaklık 320C dir.
2- Bitkide çimlenme, büyüme ve gelişme için sıcaklık gereklidir.
3- Biber bitkisi için;
• Çimlenme sıcaklığı → 150C
• Büyüme sıcaklığı → 18 – 200C
• Olgun bitki sıcaklığı → 250C

d) Tohumun Etrafa Yayılması :
Çimlenme sonucu bitkilerin oluşmasını sağlayan tohumlar su, rüzgâr, insanlar, hayvanlar (tarafından yenilerek veya hayvanlara yapışarak) ve meyveler sayesinde etrafa yayılarak uygun şartlarda çimlenirler ve yeni bir bitkiyi oluştururlar.
• Yenilen meyve çekirdeklerinin etrafa atılması.
• Bazı dikenli meyvelerin hayvanların tüyüne takılarak taşınması.
• Bataklık ve su bitkilerinde su yoluyla tohumun taşınması.
• Tohum ve meyve hayvanlar için besin kaynağıdır. Hayvanlar tarafından yenilen meyvelerin çekirdekleri veya tohumları dışkı yoluyla uzak bölgelere taşınarak onların etrafa yayılması sağlanır.

Örnek : • Akçaağaç tohumları helikopter pervanesi gibi dönerek düşer ve yayılır.
• Atkestanesinin yeşil renkli dikenli meyveleri içindeki tohumlar olgunlaşınca meyve düşer ve içindeki tohum yayılmış olur.
• Karahindiba bitkisinin tohumları rüzgârla etrafa yayılır.
• Böğürtlen kuşlar tarafından yenir ve tohumları kuşların dışkıları ile etrafa yayılır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*


altı × = 48

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>